Rüzgâr bir esti yardıma koştu atlılar
bir kere yol aldı mazluma giden gemi
binbir yerde tören etti kravatlılar
-bir atlı binbir kravatlıya değerdi-

kırk yerinden kırık kalemlere yazdırıyorum
sıralı grilikler arasında dar yürüyüşlerden
kentin korunaklı bulduğu kulelerinden
şehri ‘’geri’’ kalana emanet ederek
yüzüme tuttuğum fenerle
atıyorum adımlarımı

yere değen gözler, yüceden bakan bir baş
devirmek putları ve sûretperest olmak
vecde gelmeden çekilen sayhalar
sahte zaman ve sahte mekânda
gerçeğe uygun yaşamaklıklar
bu büsbütün tarifimdir

rüzgâr bir esti yardıma koştu atlılar
bir kere yol aldı mazluma giden gemi
binbir yerde tören etti kravatlılar
-rüzgâr durdu yârin kokusu yâre kaldı-