Demosun gücü erirken oyun kağıdında
Bir teklif kuru ses tellerimle boğuyor kendini
Bir ırmak yerin dibine dibine akıyor
Sana diye yarılan vadinin üzerinden
Odamdaki duvar bana eğilmemi tembihliyor
Cılız bir ses yutkunuyor boğazımda
Sana olan şiirlerden yazılsın anayasan
Kalabalık glob biçim kestiriyor perçemini
Kalabalık bir küreye üflüyor devasa
Vahşi uğultuları bastırırken sesleri
Günde beş kere eliyle yardığı kulaklarını
Görünmez ipliklerle diktiriyor
Bense göndere eteğinden kopan ipi çekiyorum
Hazırlansın tüylerim, bir de yaş kirpik çekilsin yanına

Seni yüzüstü bırakıp geçiyor yasalar
Sana diye yakılan köprünün üzerinden
Ayaklarına boşaltılan kara sulardan mı
Koltuklarının kızardığını anlamayayım diye
Sürüldüğü boyadan mıdır
O esaslı duruşun bilek damarlarını yokluyor
Bir yara izinin kanadığını sende görüyorum
Bilge kelebeğin hayata dair nasihatleridir bu
Bir albatrosun toprak sürme üzerine hazırladığı
Üniversite bitirme tezidir
İnce bilekli celladın iyi ettiği hastaları
Şehrin bezgin köprüsünün
Dik duruş adlı dersi okuttuğudur
Elimden düştükçe yazdığım