Şekersiz Kendi

Ne benlik ne kendilik; bir başka ismi daha olmalı insanın, zamiri ya da sıfatı. Bir ben varsa senden içeri, bir de kendin var senden dışarı, herkese tarif ettiğin, herkesin sen zannettiği, kabul ettiği ve dışladığı. Başkalarının yabancısı, içininse yarım yamalak tanıdığı, evet bir isim daha gerekli, zamir ya da sıfat.

Bilimsel ya da spiritüel açıdan değil, darmadağınık bir açısızlıktan baktığında loş içerisi. Her gün sürekli yapa yıka inşa ettiğin halde inşaatı çoktan bitmiş gibi davrandığın o binayı tanımlamak da zor. İskele hala kurulu ama parkeler çoktan döşenmiş. Prizler takılı ama elektrik döşenmemiş.

Karanlığa terk ettiğin şeyler güvende; görmediğin ve kabul etmediğin sürece. O karanlık bazen cevherinin yuvası bazen acizliğinin. İkisi de aynı derecede tedirgin ediyor. Ya iyiysemle ya kötüysemin kesin cevabını bilmemenin rahatlığında, binanın tabelasına ışık tutmadan kendim deyip geçiyorsun. Çuvallama ihtimalini yok etmek için başarma ihtimalini es geçiyorsun. Hakikatin kendim dediğin duvarın ardında.

Şair*in “bu aynadaki ben miyim yoksa sen misin karşımda, ey ortak zamir, ey benden daha üstün kendim” dediği ikiliği artırmakla mı sonuca ulaşılır yoksa eksilterek, birleştirerek mi bulunur o müşterek zamir?

Sen, kendin ve hakikatin. Metin, Ali, Feyyaz**. Mazhar Fuat Özkan***. Gabriel Omar Batistuta****. Futbol, eroin ve Allah*****.

*Kayser Eminpur

**Beşiktaş Jimnastik Kulübü

***Hatıralar Kolonyası

****Benim için Fiorentina

*****Onur Ünlü

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın