her zeytine bir at
gölgesinde toynakla dönen bir yaz
dalları, uyuyan rüzgârların bileklerine dolanmış
kabuk kabuk, kan ter içinde bir sabahın
tenini kemiren tuz

her zalime bir mezar
toprağın unuttuğu ağızlardan fışkıran
kurumuş ot dillerinde, paslı harfler
ve gövdesi güneşte un ufak olmuş
yıldızların mezar taşı

ben,
bir çocuğun eline saklanan gölgeyim hâlâ
uzaktan bakan bir suyun içindeki
kendi sesime
ve atların,
hiçbir yere varmayan bakışlarına

— ahşap kokulu bir yaz mektubu gibi—
göğe sürülmüş gölgesiyle duruyor
toynak sesleri, eski bir mahkeme tutanağına
damlıyor ağır ağır

her zalime bir mezar
suskun bir toprağın karanlık ceplerinde
gözleri oyulmuş haritalar
ve sapsarı, ölü dillerde
zeytin çekirdeği büyüklüğünde intikam

gölgeler yutuyor kendi menzilini
çünkü atlar bilir:
gölgesine yetişemez
hiçbir gövde

ve rüzgâr,
dal uçlarında kan lekesi gibi asılı
adı unutulmuş bir şehrin
son sabahı

her zeytine bir at
devlet arşivlerinden sızan
küf kokusu vizildar
bir at sineği gibi
sararmış mahpus mektupları
dallarda sallanır
gölgeler gibi

her zalime bir mezar
tutanaksız ölüler defteri
toprağın altında mühürlenmiş
adı silinmiş köyler
ve kırık bir süngünün ucunda
unutulmuş çocuk yüzleri

attar bilir
yürümek bazen geri çekilmektir
çünkü her toynak izi
bir harp haritasına basar
aynı kayıp sokak
aynı kan lekesi
gölgeler yutar kendi menzilini
gölgesine yetiştiremez
hiçbir gövde kendisini

ve güneş
—iç savaş sonrası bir hükümet konağı—
ışığını saklar bu ovada
biz, ölüme “yabani ot” diyenlerin gölgesinde
su içeriz
aynı gölgeden
ağzmızda tuz
zeytin çekirdeği
intikam
güneş düşer birden
çekilir savaş sonrası bir meydandan
asılı kalır gökyüzünde
kan lekesi büyüklüğünde
o kırık süngü ucu
her zeytine bağlı atın
hareketsiz gölgesi

her zeytine bir at
her atın gölgesine bir susma
susma büyür
büyür de suratsız
zeytin dallarında pas tutar
eski bir mahkeme duvarı gibi

her zalime bir mezar
her mezara bir unutus
unutmak büyür
büyür de
toprakta mühürlenir
adı silinmiş köyler gibi

attar yürür
yürür de
aynı yeri çiğner toynak
aynı harita
aynı kayıp sokak
aynı gölgeden içilir su

ve güneş —evet, güneş—
düşer de
çekilir birden
savaş sonrası bir meydandan
asılı kalır gökyüzünde
kan lekesi büyüklüğünde
kırık bir süngü ucu gibi

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın