Buruşmuş alnında yılların gölgesi var
Ektiği umutları da sökülmüş bir bir
Yolun sonunda duruyorsa çeşme
Su serin, tas toprak, içen dirilir
İçilmez ya işte, baş öne düşer omuz ne yana

Körüklü körüklü çeker dert nefesini
Ekmek kara, sofra dar, aş da eksik
Ninniler yorgun düşmüş nefes de kesik
Ananın gözünde bir yağmur mevsimi
Dinmez ya işte, baş öne düşer omuz ne yana

Kapı eşiğinde kurur kalır adımlar
Duvarlara sinmiş yaşanılan anılar
Rüzgârın dilinde inler yorgun mazi
Giden gelmez ama iz bırakır yıllar
Silinmez ya işte, baş öne düşer omuz ne yana

Bir gün döner rüzgâr, söner ateşin acısı
Toprağa düşen tohumu da yeşertir bahar
Konar dallara serçenin sabır türküsü
Bel doğrulur, omuz kalkar, yüz ağar
Baş öne düşmez, omuz da yana…

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın