Bir gün yeryüzünde hiçbir temizlik malzemesinin çıkaramadığı bir leke peyda oldu. O lekeyi temizlemek isteyen ilk lekezede, lekeyi çıkarmaya çalıştıkça leke çoğaldı. İğne ucu kadar küçük olan leke çitilendikçe büyüdü büyüdü büyüdü ve bütün elbiseyi kapladı. Yıkandıkça çoğalan leke, bir virüs gibi diğer elbiselere de bulaştı ve artık yeryüzündeki bütün temizlik malzemeleri işe yaramaz hâle geldi.
İnsanlar çeşitli yöntemler aradılar, denediler fakat hiçbiri işe yaramıyordu. Bu leke yavaş yavaş diğer elbiselere, nevresimlere, koltuklara sıçrayınca dünya genelinde bir probleme dönüştü. Yeryüzünde artık kimse çamaşır yıkayamaz olmuştu. Çünkü bu temizlik eylemi daha da kirliliğe yol açıyor ve engellemeyi bırak lekenin yayılmasını daha da çok kolaylaştırıyordu.
Bilim adamları, deterjan şirketleri, ananevi yöntemlerle çamaşır yıkayanlar bir olmuş ortak düşmana karşı savaşmak için yollar arıyorlardı. Dünyadaki bütün düşmanlıklar, hasımlıklar arka planda kalmış; savaşlar, sınır ötesi müdahaleler unutulmuştu. Artık her evde o düşman lekenin bir parçası her elbiseye nüfuz etmiş, tamamen lekeyle kaplanan elbiseler yakılarak lekeyle birlikte yok edilmek istenilmişti. Lekeli elbiseler, sanki nükleer silah denemesi gerçekleştiriliyormuş gibi çöllerin ortasında, geniş arazilerde yakılmaya kalkışılmış fakat acı bir tecrübeyle lekenin yakmakla da önüne geçilemeyeceği anlaşılmıştı. Dünyanın her bir yerinde bu işlem gerçekleşirken onlarca, yüzlerce insanın derisinde tedavi edilemez lekeler meydana gelmişti. Yine de o menfur lekeye karşı konulamamıştı.
Temizlik şirketleri satış yapamadığından iflasın eşiğine gelmiş, birçoğu kapanmış; dev şirketler ise grev ve isyanlarla boğuşur hâle gelmişti. Hükümetler bu lekeyle başa çıkmak için politikalar geliştirse de bir sonuç alamamışlar, yine birçok hükümet bu sebeple istifa etmiş ya da çıkan isyanlara direnemediğinden devrilmişti.
İnsanoğlu sonunda leke karşısında temizlenmek değil kirlenmemek yolunu seçmeye başlamıştı. Kimi topluluklar bunu tanrının gazabı olarak görerek lekeye tapmaya, adaklar sunmaya başlamış böylece kendilerini koruyabileceklerine iman etmişlerdi. Bununla birlikte hâlâ lekeyi yok etmek ve dünyayı eski hâline döndürmek isteyenler de vardı lekeyle birlikte yaşamayı kabul eden ve bundan sonraki hayatında ona uyum sağlamaya çalışan insanlar da.
Karşılarında iradesi olmayan, iletişim kurulamayan, öngörülemeyen ve karşı konulamayan bir düşman bulunan insanoğlunun çaresiz geçirdiği günlerin birinde henüz günahsız bir kız çocuğu, annesi mamasını yedirdiği esnada, üstüne mamasını döktü ve yine daha önce görülmeyen başka bir leke daha peyda oldu.
Anlatmıyorum gerisini.

H. G. Ergin




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!