kanla kazılmış siperlerden ölüyorum, ölüyorum
veda yazılmış şehirlerden dönüyorum, dönüyorum
sana bahsetmek istiyorum zaferlerden
solmuş suretlerden, bozulmuş tüfeklerden,
kaçıncı yağmur yağdığında silinecek kokumuz
bir yana düşmüş kolumuz bir diğer yanda boynumuz
çatlamış dudaklarında son nefesi kalmış sigaran
hangi makamında söylendi titrek yüreğinden kopan
beyhude menzillere ulaşmayan cinnetinin yankısı
eritmedi hiçbir dağı,
nefretin gözümü kör ederken
nefretin gözüyken gözlerim
nefret bürünmüşken
nefrete, kine ve öfkeye yeminler etmişken
her şey beni terk ettiğinde bende yegane kalacak olanla,
yeri dolmaz olanla sana sövgüler savururum
şarkı durmaz yükselir
saltanat kayıklarına yahut makam arabalarına
bela terennümlerim sanadır
senin ömrün çatırdarken
taşın üstünde taş bırakmayacaklar
kaderini kaderimden ayrı görmezken
artık senin ömrün sanadır
benim ömrüm bana.

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın