Yazılar

Kurumaya yüz tutmuş ırmağın Cılız akışı karşısındaki kaya neyse

Genişledikçe açılan Açıldıkça bağrına basan Bağrındakileri damıtan tanrının kucağında

Tabelalara asılı cesetlere izli mermiler düşerken kör bıçakla soyulan murdar sehpalar üzerinde yalanlar ve tutsak tanrılar kazılı korkusuzca.

Eskiden ne güzeldi Ne güzeldi içimiz

Zaman iç içe geçmiş düğüm Kader çözülmez bir kördüğüm Tasavvursuz bir âleme akışın Mucizedir adı bu ipliksiz nakışın

– Rahm-ı canan arzu eder biçare yanan kalbimiz

Gözlerini açtığın o ilk anda Hayat bir kedi gibi usulca kıvrılıyor yanına

Boşluk bu içimden dışıma taşan Bilinmez bir güzergah , çıkmaz sokak

Bir derenin bağrına basmış kendini
Sessizce bir tarihi terennüm ediyor
Zaman hızla geçti, dünya değişti
O, eski seyyahların yasını tutuyor

Mehmet Deniz