Bugün sizlere meselenin derinliklerine detaylarına girmeden sıkmadan boğmadan bir miktar Anadolu mimarisi övdüğümüz sonrasında kıymet bilmezliğimize hayıflandığımız mutlu son ile bitmeyecek bir yazı ile merhaba demek istedim. Bildiğiniz üzere bu güzel ülke aynı anda birden fazla mevsimin yaşadığı dünyanın dört ayrı diyarından dört ayrı iklimin dört ayrı avuçta toplanıp yedi ayrı bölgeye serpiştirilmişçesine çeşitli coğrafik […]

-Engin abime- kırgınlığını gizlemekte zorlanan ey gülümseme sen ki istesen uzatıp ellerini karanlık gökyüzüne kilidini indirirdin gecenin tüm mesafesizliğinle

– Yoksulluk kaç gün sürer baba? + Kırk gün oğul. – Sonra biter mi? + Yok oğul, alışırız…

kuş uçuyor kanadı siyah kendisi kara bir bulutun hizasında beyaz çiçeklerin taç yaprakları gibi büyük kuş uçuyor kanadı geniş mavi bir tabelada kaderi yazılıdır yaşadığı şehrin

Esaretname-yi Ays Bir/ “…Uçmak kuşun yaşama değil seyahat etme biçimidir; kaçma biçimi ve gitme biçimi. Konmadan yaşaması mümkün değildir kuşun. Yemek ve üremek için inmek zorundadır. Abartmamak lazım…”* Esaret altındaki kişi çoğu zaman kendini özgürlük timsali kuş ile kıyaslar; bu durum kendisi zorunlu ikametinde sabit iken üstünden geçen kuşlara bazı şeylerin malum olacağı zannına kapılmasına […]

yarım yamalak -mış gibi toprak altında unutulmuş gibi bilirdim ben de bir yaşamak çocuk gülüşüne sığınmış gibi

70’li yılların ortalarından sonra oluşan göç dalgasıyla birlikte köyden kente göçmek zorunda bırakılan insanlar, yeni yaşamlarına uyum sağlamaya çalışıyorlardı. Kent girdabına kapılmamak için köylülerinin yaşadığı varoşa göçmüşlerdi. Köyde yaşadıkları kerpiç evlerden sonra, içinin sıvası ve badanası yapılmış ancak dışı hala tuğla ile duran gecekonduya geçmek, bıyıkları daha terlememiş fakat aile efradının sorumluluklarını iliklerine kadar hisseden […]

asker ve çocuk

Bak gardaş, her dalda bir başka türkü, Her dağ yamacında bir destan uyur Firez firez olmuş kaderin yükü, Her yığın dibinde bir aslan uyur *** Her yürekte oylum oylum bir ateş… Toprak gelin olmuş, kara duvaklı! Ak topuğu al-kan eyler kara taş, Kızlar arpa yolar yalın ayaklı; ***