konan göçer bu dünyadan anladık dağ kalmadı senin adın sormadık bir çaputla kalın tuzu bağladık ince ince sızlar yaramız bizim
Döş cebinde bulmuşlar açıp okumuşlar Bir yüzünde tuttuğu çetele Bir yüzü üstü çizili isimler ile Çaresizliği tatmış sası tadı henüz dimağında Dilek kızın sorduğu çınlamış bir an kulağında Kısa bir ara…
Her bayram visâlinde dinmeyen o sızı. Nerede o eski bayramlar? Sâhi nerede o eski bayramlar? Hangi ara soyutladık kendimizi kendimizden?
Esaretname-yi Ays Üç/ 2000 yılının Kurban Bayramından beri büyükbabam yok. O, bayramları da peşinden sürükleyip götürdü ebedî aleme. Orada bayramın hükmü var mı yok mu bilmiyorum, o saatsizliğin, takvimsizliğin içinde hür ve hafif bir yaşam sürüyorken belki de hakikaten her gün bayramdır, her gün anlayışın en yükseği ve huzurun en bozulmazı ile uyanıyorlardır, belki de […]
Can bula cânânını Bayram o bayram ola Kul bula sultanını Bayram o bayram ola
Esaretname-i Ays II/ Soru ile başlama, yazıya soru ile başlama. Kimsenin cevaplamayacağı soru ile başlama. Eğer başlaman gerekiyorsa cevapsızlıktan yorulanların ya da kendini muhatabına sorulamayan sorularla boğanların tespihi ile başla. Soru ile başlama.
Erzurum anmayla bitmeyecek kadar kahraman yetiştirmiştir bağrında. Şehrin ikliminden dolayı çok verim alınmaz toprağından. Zaman zaman şakalaşmaların konusu olan bu duruma hazır cevap Erzurumlular anında karşı koyar “Erzurum’da adam yetişir” diye. Adam demesine bakmayın Erzurum kadınlarının kahramanlığıyla da meşhurdur.
Şimdi nasıldır bahçemin hâli ey bahar meltemi, söyle Çünkü bülbüller figan ediyor, böyle gamlı telaşlı
Mihrapta, cemaatin önünde hasta ineğini düşünen imam efendi gibi kıyamda aklımıza gelmedik yoktur. Geçim kaygısı, karantina süreci, hastalık korkusu, yapılacak işler, gelmeyen alacaklar, ödenmesi gereken borçlar, çocukların sınav maratonu ve daha nicesi.










